
Son dönemde, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının dijital bir boyuta taşındığı ve bu süreçte yapay zeka destekli içeriklerin önemli bir rol oynadığı gözlemlenmektedir. Özellikle Çinli sosyal medya kullanıcıları, ABD’nin ticaret politikalarını eleştiren ve alaycı bir dille yorumlayan yapay zeka ile üretilmiş videolar ve görseller paylaşmaktadır. Bu içerikler, ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanı Elon Musk gibi figürleri fabrika işçileri olarak tasvir ederek, ABD’nin üretimi ülkeye geri getirme çabalarını hicvetmektedir.
Örneğin, TikTok gibi platformlarda yayılan bir videoda, Trump ve Musk’ın geleneksel Çin müziği eşliğinde düşük ücretli işlerde çalıştıkları görülmektedir. Bu tür içerikler, ABD’nin Çin’e uyguladığı yüksek tarifelerin ters etki yaratabileceği ve Amerikan işçilerini olumsuz etkileyebileceği mesajını vermektedir.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, sosyal medyada “Made in China” etiketi taşıyan ve fiyatı artırılmış MAGA şapkalarının yer aldığı yapay zeka destekli görseller paylaşarak, ABD’nin tarifelerinin Amerikan tüketicilerine maliyet yükleyeceğine dikkat çekmiştir. Ayrıca, 1953 tarihli bir videoyu paylaşarak, Çin’in geçmişteki direnişini ve kararlılığını vurgulamıştır.
Bu dijital propaganda savaşında, Çinli kullanıcılar yapay zeka teknolojisini kullanarak yaratıcı ve etkili içerikler üretmektedir. Örneğin, Bilibili platformunda paylaşılan bir videoda, Elon Musk Ming Hanedanı dönemine ait bir ajan olarak tasvir edilmekte ve DOGE verimliliği üzerine açıklamalar yapmaktadır. Bu video, modern teknoloji ile tarihi unsurları birleştirerek izleyicilerin ilgisini çekmektedir.
ABD’nin Çin’e uyguladığı tarifelerin %125’e çıkarılması ve buna karşılık Çin’in de misilleme yaparak ABD mallarına %84 oranında tarife uygulaması, iki ülke arasındaki ticaret gerilimini artırmıştır. Bu ekonomik çekişme, sosyal medyada da yankı bulmuş ve her iki ülkenin vatandaşları arasında milliyetçi duyguları körüklemiştir.
Yapay zeka destekli içeriklerin propaganda ve kamuoyu oluşturmadaki rolü giderek artmaktadır. Bu tür içerikler, siyasi mesajların geniş kitlelere ulaşmasında etkili bir araç haline gelmiştir. Ancak, bu durum aynı zamanda bilgi kirliliği ve dezenformasyon risklerini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, dijital çağda medya okuryazarlığı ve eleştirel düşünme becerilerinin önemi daha da artmaktadır.


